Home / Köşe Yazıları / Ahmet İşcan yazdı : “Men dakka dukka!”

Ahmet İşcan yazdı : “Men dakka dukka!”

Türkiye  Cumhuriyeti´nin  kurucusu ve   mazlum  milletlerin  yol  göstericisi  Atatürk’e dil uzatmak  sözüm ona  tarihçi  adı  altında ,

gerçek  tarih  katillerinin  kendilerini  kanıtlama  alanına  dönüştürülmüş  durumdadır.

Bu utanmaz  ve  arlanmaz yaratıklara,

ANADOLU  DEYİMİ  İLE  EKMEKLERİ  DİZLERİNDE  olan  kanımca sokak soytarılarına  söyleyecek  mutlak  sözümüz  vardır.

Bunun  yanında  her şeyini  CUMHURİYET  KAZANIMLARINDAN elde  etmiş  vefasız  ve   vicdansızlara ve tüm  bu  yaşananları  ses  çıkarmadan izleyen gafillere  bazı  şeyleri  hatırlatmak  istiyorum.

Öncelikle  Türkiye Cumhuriyeti´nin  içine  düşürüldüğü   gerek  içte  gerekse dışta,

ateş  çemberinin  nasıl  hepimizi  sarmalına  aldığını  ve  bunun  müsebbiblerinden  öncelikle  hesap  sormalarını   beklemekteyiz. 

Milliyetçilik de,

vatanseverlik de hamasetle,

boş sözle, sloganla olmaz.

Sorunlar, doğru teşhis konulmazsa çözülmez. 

Yıllardır ülkede  cirit  atarak   palazlanan Tarikatlar  yaşamın her  alanında   ticarete   egemen  oldular. Ticaretteki  bu  egemenlik   ve  haksız  kazançlar  neticesinde  TÜRKİYE  siyasetini de  DİZAYN  etme  cüretliliğini  gösterebilme  durumuna  getirilmişlerdir.

Kara  para aklama   ve ulusalcı  iş  çevrelerini  batırarak  sindirme  seanslarına  yıllardır  hiç  ara  vermeyen  bu  TROLLER  maalesef  TÜRKİYE Cumhuriyeti´nin  içine  düşürülmüş  olduğu  hazin  tabloyu  görme  yerine kurdukları  egemenliklerini  acımasızca  sürdürebilmek  için  CUMHURİYET değerleri   ve  kurucu  önder  ATATÜRK´e saldırmayı  görev  ad ettiler .

  İşte  hepimiz bu yüzden;

“Atatürk, Türk Milleti’nin ortak milli değeridir”

cümlesini daha da yüksek sesle söylemek  zorundayız. 

 İşte bu yüzden;

Türkiye Cumhuriyetini, vatanı ve milletiyle bölünmez bir bütün olarak korumanın   ve  ileriye  taşımanın yolunun, Cumhuriyetin ilk  günlerdeki kuruluş felsefesini yeniden hayata geçirmek,

yurtta barış dünyada barış ilkesinin anlamını kavramak olduğunu her  yurttaşın  ve  bizler   gibi  eli  kalem  tutanların anlatmaktan   başka  alternatifimizin   olmadığını  bile  bilmemiz  gerekmektedir.

Sonuç   itibarı   ile ,

 Türkiye  Cumhuriyeti´nin, içinde bulunduğu  bu sorunlar yumağına düşürülmesinin tüm  suçunu  ve  günahını  üst akıllara havale etmek yerine,

her  TÜRK   insanının ,

niye alt akıl olmaya razı olduğunu sorgulaması gerekmektedir.

 ÇÜNKÜ:

Yaygın   kanaat   odur ki  ,

Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkünün birikimi ve Türk Milleti’nin sağ duyusu tüm sorunları aşmaya yetecek  olgunluktadır.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir